Referandumda ‘Hayır’ çıkma ihtimali var mı?

0

Türkiye’yi uzun yıllardan beri çok yakından izleyen Batılı bir yetkiliye göre başlıktaki soru “Putin’in seçimleri kaybetme ihtimali var mı?” sorusundan farklı değil. Her ikisinin de cevabı belli. Yani, “Yok.” Varılan noktada aksini düşünmek naiflik olur, zira Cumhurbaşkanı Erdoğan ‘Hayır’ çıkma ihtimali olsa referanduma gitmezdi.

Koşulların tümü iktidarın lehine çalışıyor. Televizyon kanalları sürekli iktidar propagandası pompalıyor. Türkiye’nin en diri hareketi olma özelliğini koruyan Kürt siyasal hareketinin en parlak liderleri hapiste. Basın hadım edildi. CHP’nin durumu ortada.  Ve liste uzayıp gidiyor…

Öyleyse nasıl oluyor da  kimi AKP’lilerin dahi iktidarı ‘Hayır’ oylarının öne geçtiği konusunda uyardıkları haberleri yayılmaya başladı?

Batılı yetkiliye göre nedeni basit: İktidarın ‘Hayır‘ ihtimalini canlı tutması referandumun adil ve bağımsız koşullarda yapıldığı izlenimi, yani meşruiyet algısı oluşturmak için başvurulan bir yöntem. Aynı zamanda ‘Evet’çileri silkelemek, daha fazla motive etmek için…

“Putin taktikleri bunlar” diyen yetkili şöyle devam ediyor: “En can alıcı soru Erdoğan’ın anayasa değişiklik teklifinin öngördüğü yetkilerini tam olarak ne için kullanacağı. Çünkü şu anda zaten çok güçlü. Her istediğini yapabiliyor.”

Erdoğan’ın amacı Türkiye’yi kendi dünya görüşüne göre sil baştan dizayn ederken bunu halkın onayıyla yaptığını ispatlayabilmek.

Batı’ya daha sık meydan okuyan, daha muhafazakar, daha başına buyruk ve dolayısıyla daha öngörülemez ve gücün tek bir kişinin elinde toplandığı bir Türkiye’den bahsediyoruz. Batı bu durumda Türkiye ile ilişkilerini Türkiye’nin sağladığı faydadan ziyade verebileceği zarar üzerinden hesaplayarak rota çizecek. Aslında an itibarıyla durum bu.

Referandumdan ‘Evet’ çıkması durumunda iyimser yorumlardan biri Erdoğan’ın pragmatik kişiliğine dayanıyor. Resmen başkan olmanın aşıladığı özgüvenle nasıl İsrail ve Rusya’yla barıştıysa Kürtlerle de barış görüşmelerini yeniden başlatacaktır. Ankara’daki ABD elçiliğinin de Washington’a bu yönde tahminler ilettiği biliniyor.

Bizim baykuş bu umutları da boş buluyor. İktidarı PKK veya Apo’yla yeniden masaya oturmaya zorlayacak herhangi bir durumun söz konusu olmadığını savunuyor.  Rojava’da elleri dolu olan PKK’nin Türkiye’de silahlı eylemleri yeniden başlatması zor. Yetkili, örgütün son süreçte başvurduğu  bomba yüklü araç/intihar saldırılarına ara vermesine dikkat çekiyor. Sivillerin canlarına mal olan bu tarz eylemler kendi tabanında dahi tepki yaratırken uluslararası kamuoyunda YPG’nin oluşturduğu olumlu imajı da etkiliyor.

Hesaplar artık karşılıklı olarak Menbiç’te, Afrin’de görülüyor. Ve Türkiye Rojava’da sıkıştıkça fatura Türkiye’deki Kürtlere çıkartılıyor.

En olası senaryo Erdoğan’ın kendine sadık gördüğü Barzani çizgisindeki muhafazakar Kürtleri güçlendirerek yola devam etmesi. Toplumda pek fazla karşılığı olmamaları ayrıca avantaj diye bakıyordur.

Erdoğan idam cezasını geri getirerek Öcalan’a kendi kafasında çizdiği barışı dayatmayı deneyebilir. AB ile müzakereleri bitirmenin sürekli gündeme geldiği bir ortamda idam cezasının hukuken geriye dönük işlemiyor olması buna engel değil. Fakat Öcalan PKK tabanı nezdinden itibarını yok edecek dayatmalara razı olur mu? Olsa da başarabilir mi? Şüpheli…

Her halükarda işleri iyice sağlama almak adına Erdoğan referandumun ardından erken seçime de gidebilir. MHP’yi zaten böldü. Sandıkta gömer. HDP’yi de gömmenin yolunu bulur. Ondan sonra hakimiyeti tam olur. CHP de göstermelik muhalefet rolüyle yetinmeyi öğrenir. Tıpkı Rusya’da olduğu gibi.

Erdoğan’ın vizyonunu tamamına erdirip erdiremeyeceği ayrı mesele. Ekonomi gittikçe daralıp yavaşlıyor. Müthiş bir beyin ve muhtemelen sermaye göçü yaşanıyor. Silahlı Kuvvetler’den yargıya, akademiden  medyaya hiçbir kurum eşzamanlı bu kadar yıpranmamıştı. 1970’lerden beri Türkiye bu denli kutuplaşmamıştı. İçine sürüklendiği Suriye bataklığı da cabası. Daha düne kadar bölgenin parlayan yıldızı olan Türkiye uzun bir atrofiye gömülüyor. Kendisine gelmesi ise on yıllar sürer.

Neyse ki tarihin çöplüğü yanlış öngörülerde bulunan analizciler, iktisatçılar, diplomatlarla dolu. Türkiye için böylesi karanlık bir tablo çizen yetkili Trump’ın asla ABD başkanı seçilemeyeceğini de savunmuştu. Ancak rehavete kapılmamak lazım. Bu kez Türkiye gerçekten yol ayrımında….

Amberin Zaman

Kaynak : http://www.diken.com.tr/

Share.

Bir Cevap Yazın