AİHM: İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Yeni İç Hukuk Yolu Mudur? AİHM’e Başvurudan Önce Bu Komisyona Başvurmak Gerekir Mi?

0

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR

Başvuru no. 40437/06
Celal DEMİR / Türkiye ve 57 diğer başvuru

Başkan Valeriu Griţco,

Yargıçlar Stéphanie Mourou-Vikström, Georges Ravarani, ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla oluşturulan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm), 28 Haziran 2016 tarihinde Komite olarak toplanarak, ekli tabloda belirtilen ve çeşitli tarihlerde yapılan başvuruları dikkate alarak, davalı Hükümet tarafından ibraz edilen görüşleri ve başvuranlar tarafından bu görüşlere cevaben sunulan görüşleri göz önünde bulundurarak, gerçekleştirilen müzakerelerin ardından, aşağıdaki kararı vermiştir:

OLAYLAR

Başvuranların listesi ekte yer almaktadır. Türk Hükümeti (“Hükümet”), kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.

A. Davanın Koşulları

Davaya konu olaylar başvuranlar tarafından ileri sürüldüğü şekliyle aşağıdaki gibi özetlenebilir.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı (“Bakanlık”) 1999 yılında, Birecik’te bir baraj inşa edilmesi için başvuranlara ait belirli arsaları kamulaştırmıştır. Başvuranlar ek tazminat ve yasal faiz için tazminat davası açmışlardır. Ödemeler kamulaştırma tarihinden altı ila on yıl sonra yapılmıştır. Başvuruların ayrıntıları aşağıdaki tabloda yer almaktadır.

B. İlgili İç Hukuk

6384 sayılı Kanunla getirilen yeni hukuk yoluna ilişkin iç hukuka dair bilgilere Turgut ve Diğerleri/Türkiye (k.k.), no. 4860/09, 26 Mart 2013; Demiroğlu/Türkiye (k.k.), no.56125/10, 4 Haziran 2013; ve Yıldız ve Yanak/Türkiye (k.k.), no. 44013/07, 27 Mayısıs 2014 kararlarından ulaşılabilir.

ŞİKÂYETLER

Başvuranlar düşük faiz oranlarının yanı sıra, ek tazminat miktarlarının ödenmesinde yaşanan aşırı gecikmenin, önemli ölçüde mali kayba uğramalarına sebebiyet verdiğinden şikâyetçi olmuşlardır. Bu bakımdan başvuranlar, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi ve Sözleşme’ye Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesine dayanmışlardır.

HUKUKÎ DEĞERLENDİRME

Mahkeme, başvuruların konusunun benzer olduğunu dikkate alarak, başvuruları tek bir karar altında müşterek olarak incelemenin uygun olduğu kanaatindedir.

Başvuranlar Sözleşme’nin 6. maddesi ve Sözleşme’ye Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesi kapsamında ek tazminat miktarlarının geç ödenmesinden şikâyetçi olmuşlardır.

Mahkeme söz konusu şikâyetleri sadece Sözleşme’ye Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesi kapsamında inceleyecektir (Bk. Yetiş ve Diğerleri/Türkiye, no. 40349/05, § 63, 6 Temmuz 2010, ve Güleç ve Armut/Türkiye (k.k.), no. 25969/09, 16 Kasım 2010).

Hükümet, yargılamaların uzunluğuna ve kararların icra edilmemesine ilişkin başvuruları ele almak üzere 6384 sayılı Kanun uyarınca yeni bir Tazminat Komisyonu kurulduğunu belirtmiştir. Hükümet ayrıca, 16 Mart 2014 tarihinde kabul edilen bir kararla Tazminat Komisyonu’nun görev alanının, diğer hususların yanı sıra, enflasyonun etkileri nedeniyle kamulaştırma bedelinin değer kaybettiği iddiasına ve yargılamaların uzunluğuna ilişkin şikâyetleri incelemek üzere önemli ölçüde genişletildiğini belirtmiştir. Dolayısıyla Hükümet, başvuranların Tazminat Komisyonu’na herhangi bir başvuruda bulunmamış olmaları nedeniyle iç hukuk yollarını tüketmediklerini ileri sürmüştür.

Mahkeme, Hükümet tarafından işaret edildiği üzere, Ümmühan Kaplan/Türkiye (no. 24240/07, 20 Mart 2012) davasında pilot karar usulünün uygulanmasının ardından Türkiye’de yeni bir iç hukuk yolunun oluşturulduğunu gözlemlemektedir. Akabinde Mahkeme, yukarıda anılan Yıldız ve Yanak davasında verdiği kararında, başvuranların iç hukuk yollarını, yani yeni hukuk yolunu tüketmedikleri gerekçesiyle başvuruyu kabul edilemez bulmuştur. Bu şekilde Mahkeme, özellikle, söz konusu yeni hukuk yolunun öncelikli olarak erişebilir olduğu ve kamulaştırma davalarında hükmedilen tazminat miktarlarının değer kaybına dair şikâyetler bakımından makul bir tazminat imkânı sağlamaya elverişli olduğu kanısına varmıştır.

Mahkeme ayrıca, Ümmühan Kaplan (yukarıda anılan, § 77) davasına ilişkin kararında, Hükümete hâlihazırda tebliğ edilmiş edilen bu tür başvuruları normal usul uyarınca incelemeye devam edebileceğini vurgulamıştır.

Ancak Mahkeme, Hükümet’in başvuranların 6384 sayılı Kanunla getirilen yeni iç hukuk yolundan faydalanmadıklarına ilişkin itirazını dikkate alarak, Turgut ve Diğerleri(yukarıda anılan, §§ 47-59), Çakır ve Diğerleri/Türkiye ((k.k.), no. 51274/07, 25 Haziran 2013, § 6), Yöyler ve Diğerleri/Türkiye (k.k.), no. 10783/07, 16 Aralık 2014, §§ 11-13), veYıldız ve Yanak (yukarıda anılan, 29-38) davalarında vardığı sonucu yinelemektedir.

Mahkeme, yukarıdaki hususları dikkate alarak, başvurunun iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle Sözleşme’nin 35 §§ 1 ve 4 maddesi uyarınca reddedilmesi gerektiği sonucuna varmıştır.

Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,

Başvuruları birleştirmeye karar vermiştir.

Başvuruların kabul edilemez olduğunu beyan etmiştir.

Share.

Bir Cevap Yazın