AİHM, Darbe Girişiminin Ardından Bir Hakimin Başvurusunu Reddetti

0

15 Temmuz 2016 darbe girişiminin ardından, bir yargıcın tutuklanmasının yasaya uygunluğuna ilişkin başvuru iç hukuk yollarının tüketilmemiş olduğu gerekçesiyle reddedildi.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Mercan/Türkiye (başvuru no. 56511/16) davasına ilişkin kararında, oy birliğiyle, başvuruyu kabul edilmez bulmuştur. Bu karar kesindir.

Davanın konusu, 15 Temmuz 2016 tarihli askeri darbe girişiminin ardından görevine son verilen bir yargıcın tutuklanmasıdır.

Mahkeme özellikle, tutuklama kararının yasaya uygun olmadığına ve tutukluluğun süresine ilişkin şikâyetlerin, başvurucu Bayan Mercan tarafından öncelikle Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru çerçevesinde sunulması gerektiğine hükmetmiştir. Mahkeme, Bayan Mercan’ın bu yükümlülüğünü yerine getirmemiş olması nedeniyle iç hukuk yollarının tüketilmediğini tespit ederek başvurucunun şikayetlerini incelemeyi reddetmiştir.

Mahkeme  ayrıca,  Bayan  Mercan’ın  tutukluluk  koşulları  ile  ilgili  şikâyetini  de,  iç  hukukta  ileri sürülmemiş olması nedeniyle, incelemeyi reddetmiştir.

Son  olarak  Mahkeme,  başvurucunun  adil  yargılanma  hakkına  ilişkin  şikâyetinin  bu  aşamada prematüre olduğuna karar vermiştir.

Olayların Özeti

Başvurucu Zeynep Mercan 1986 doğumlu bir Türk vatandaşıdır ve Giresun’da yaşamaktadır.

15-16 Temmuz 2016 gecesi, FETÖ/PDY’ye (Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması) bağlı olmakla suçlanan Türk Silahlı Kuvvetlerine mensup bir grup, başarısızlıkla sonuçlanan bir darbe girişiminde bulunmuştur. Müteakip günlerde, yetkili makamlar, silahlı kuvvetler ve yargı bünyesinde çok sayıda görevden alma ve tutuklama gerçekleştirmiştir.

Giresun’da Hakimlik görevi yapmakta olan Bayan Mercan, 17 Temmuz 2016’da gözaltına alınarak 18 Temmuz 2016 tarihinde tutuklanmıştır. Başvurucunun tutuklama kararına karşı yaptığı itiraz Ordu Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 8 Ağustos 2016 tarihinde reddedilmiştir.

Şikâyetler, Usul ve Mahkeme’nin oluşumu

Dava konusu başvuru, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne 2 Eylül 2016 tarihinde sunulmuştur.

Bayan Mercan, Sözleşmenin 5. maddesinin 1. ve 3. fıkralarını (özgürlük ve güvenlik hakkı) ileri sürerek, delil gösterilmeden tutuklanmış olmasından, tutuklama kararının gerekçelendirilmemiş olmasından ve tutukluluğun süresinden şikayet etmektedir.

Bayan  Mercan,  Sözleşmenin  3.  maddesi  (insanlık  dışı  veya  aşağılayıcı  muamele  yasağı)  ve maddesini (adil yargılanma hakkı) ileri sürerek tutukluluk koşullarından ve adil yargılanma hakkının ihlal edilmiş olmasından şikâyet etmektedir.

Karar, aşağıda isimleri yazılı bulunan yedi yargıçtan oluşan Daire tarafından verilmiştir:

  • Julia Laffranque (Estonya), Başkan,
  • Işıl Karakaş (Türkiye), Nebojša Vučinić (Karadaǧ),
  • Valeriu Griţco (Moldova Cumhuriyeti), Ksenija Turković (Hırvatistan),
  • Jon Fridrik Kjølbro (Danimarka),
  • Stéphanie Mourou-Vikström (Monako), Hakimler, ve Hasan Bakırcı, daire yazı işleri müdür yardımcısı.

Mahkemenin Kararı

Sözleşmenin 5. Maddesinin 1. ve 3. Fıkraları (özgürlük ve güvenlik hakkı)

Bayan Mercan, hakkında verilen tutuklama kararının kanuna aykırı olduğunu ileri sürmekte ve tutukluluğunun süresinden ve tutuklama kararına itiraz edebileceği etkili bir başvuru yolunun mevcut olmadığından şikâyet etmektedir. Başvurucu özellikle, iki Anayasa Mahkemesi üyesinin ve aynı mahkemenin bazı raportörlerinin gözaltına alındığını ve tutuklandığını belirtmektedir. Başvurucuya göre, böylesi bir ortamda Anayasa Mahkemesi’nin tarafsız bir karar verebilmesi mümkün görünmemektedir. Başvurucu ayrıca, olağanüstü hal kapsamında kanun hükmünde kararname ile alınan tedbirlere karşı kanun yollarının kapalı olduğunu ifade etmektedir.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 148. maddesinin 3. fıkrası Anayasa Mahkemesi’ne, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Protokolleri ile Anayasa tarafından korunan hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğine dair bireysel başvuruları, olağan kanun yollarının tüketilmesinden sonra, inceleyerek karara bağlama hususunda yetki vermiştir. Mahkeme, bu başvuru yolunu Hasan Uzun/Türkiye kararında(1) daha önce incelediğini ve söz konusu başvuru yolunun, kural olarak, Sözleşmeye ilişkin ileri sürülen hak ihlallerine elverişli bir telafi şansı sunduğunu ve bunun aksine ilişkin hiç bir unsur olmadığını belirtmiştir. Özellikle, Sözleşmenin 5. maddesi altında öne sürülen şikâyetlere ilişkin, Mahkeme Koçintar/Türkiye kararında(2) Anayasa Mahkemesi’ne yapılacak bireysel başvurunun tutuklunun salıverilmesini sağlayabileceğini ve bu başvuru yolunun makul derecede başarılı sonuç verebilecek bir yol olduğunu tespit etmek suretiyle, başvurucunun tutukluluk süresi şikâyetini, iç hukuk yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle, kabuledilmez bulmuştur.

Mevcut davada Mahkeme, yerleşik içtihadından farklı yönde karar vermeyi gerektiren hiç bir neden görmemekte ve Anayasa Mahkemesi’nin vermiş olduğu kararların da bu tezi güçlendirdiği kanaatini taşımaktadır. Bu kapsamda Anayasa Mahkemesi, özellikle gazeteci E.G. ve C.D. ile ilgili 25 Şubat 2016 tarihli kararında, bu kişilerin isnat edilen suçu işledikleri yönünde güçlü şüphe doğurabilecek somut olguların bulunmadığı ve başvurucular hakkında hürriyeti bağlayıcı bir tedbir uygulanmasının gerekliliği  gösterilemediği gerekçesiyle,  gazeteci  olan  başvurucuların  tutuklanmasını  Anayasanın maddesine aykırı bulmuştur.

Mevcut davada Bayan Mercan’ı Anayasa Mahkemesi’ne başvurma yükümlülüğünden muaf kılan özel şartların mevcut olup olmadığı konusunda Mahkeme, başvurucunun ileri sürdüğü iddiaların Anayasa Mahkemesi’ne yapılacak bireysel başvurunun etkililiğinden şüphe duymaya yeterli olmadığını belirtmiştir. Bu bağlamda, Sözleşmenin 35. maddesinin 1. fıkrasına uygunluk açısından, Anayasa Mahkeme’si üyelerinin tarafsızlığı hususunda duyduğu basit endişelerin, Bayan Mercan’ı bu yargı organına bireysel başvuru yapma yükümlülüğünden muaf tutmayacağını belirtmiştir.

Dolayısıyla    Mahkeme,    Bayan    Mercan’ı    Anayasa    Mahkemesi’ne    bireysel    başvuru yapma yükümlülüğünden muaf tutabilecek özel bir neden görmemektedir. Sözleşmenin kurduğu koruma mekanizmasının ikincil nitelikte olduğunu vurgulayarak, Mahkeme başvurucunun yerel mahkemelere bu koruma mekanizması içerisindeki temel rolü oynama fırsatını verecek bir girişimde bulunmadığı kanaatini taşımaktadır. Ayrıca, Bayan Mercan’ın tutuklanması kararı olağanüstü hal uygulaması çerçevesinde, kanun hükmünde kararname ile alınan bir tedbir olmadığı için Mahkeme, başvurucunun tutukluluk kararına itirazın imkânsız olduğu yönündeki iddiasını haklı görmemiştir.

Sonuç olarak Mahkeme, başvurucunun Sözleşmenin 5. maddesine dayalı şikayetini iç hukuk yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle, Sözleşmenin 35. maddesinin 1. ve 4. fıkraları uyarınca reddetmiştir.

Diğer maddeler

Mahkeme, Bayan Mercan’ın tutukluluk koşulları ile ilgili şikâyetlerini, iç hukukta yetkili makamlar önünde ileri sürmediği ve bu itibarla iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle reddetmiştir.

Mahkeme, adil yargılanma hakkına ilişkin şikayeti ise, davanın mevcut aşamasında prematüre olarak nitelendirerek anılan şikayeti incelemeyi reddetmiştir.

Karar, sadece Fransızca olarak yayımlanmıştır.

Bu basın bildirisi Yazı İşleri Müdürlüğü tarafından kaleme alınmış olup, Mahkeme’yi bağlayıcı nitelikte değildir. Mahkeme tarafından verilen kararlar ve Mahkeme hakkında ek bilgiler www.echr.coe.int internet adresinden elde edilebilir. Mahkemenin basın açıklamalarına abone olmak için lütfen şu adrese üye olunuz: www.echr.coe.int/RSS/fr veya bizi Twitter’da takip ediniz @ECHRpress.

Basın iletişim bilgileri

  • echrpress@echr.coe.int | tel: +33 3 90 21 42 08
  • Inci Ertekin (tel: + 33 3 90 21 55 30)
  • Tracey Turner-Tretz (tel: + 33 3 88 41 35 30)
  • Denis Lambert (tel: + 33 3 90 21 41 09)
  • George Stafford (tel: + 33 3 90 21 41 71)

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 1950 tarihli Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ihlal edildiği iddiaları hakkında karar vermek  üzere Avrupa Konseyi’ne üye devletler tarafından 1959  yılında kurulmuştur.

  1. Hasan Uzun/Türkiye (kar.), no. 10755/13, §§ 25-27, 30 Nisan 2013
  2. Koçintar/ Türkiye (kar.), no. 77429/12, § 44, 1 Temmuz 2014
Share.

Bir Cevap Yazın